• 74724 Kadıkoy, Istanbul
  • + (90) 0212 - 0216
  • www.ibb.gov.tr/

Friday, December 28, 2012

Dolmabahçe Palace ( Dolmabahçe Sarayı ) - 1


Dolmabahçe Sarayı, Karaköy'den Sarıyer'e uzanan sahil şeridinin Kabataş ile Beşiktaş arasında kalan bölümünde, Marmara Denizi'nden Boğaziçi'ne deniz yoluyla girişte sol kıyıda, Üsküdar'ın karşısında yer alan saray. Dolmabahçe Sarayı'nın bugün bulunduğu alan, bundan dört yüzyıl öncesine kadar Osmanlı Kaptan-ı Derya'sının gemileri demirlediği, Boğaziçi'nin büyük bir koyu idi. Dolmabahçe sarayı hala eski güzelliğini korumaktadır. Geleneksel denizcilik törenlerinin yapıldığı bu koy zamanla bir bataklık hâline geldi. 17. yüzyıl'da doldurulmaya başlanan koy, padişahların dinlenme ve eğlenceleri için düzenlenen bir "hasbahçe"ye dönüştürüldü. Bu bahçede çeşitli dönemlerde yapılan köşkler ve kasırlar topluluğu, uzun süre Beşiktaş Sahilsarayı adıyla anıldı




18. yüzyılın ikinci yarısına doğru, Türk mimarisinde Batı tesirleri görülmeye başlanmış ve "Türk Rokokosu" denilen süsleme şekli, gene Batı tesiri altında kalarak yapılan barok tarzı köşk, kasır ve sebillerde kendini göstermeye başlamıştır. III. Selim, Boğaziçi'nde Batı tarzında ilk binaları inşa ettiren padişahtır. Mimar Melling'e Beşiktaş Sarayı'nda bir kasır yaptırmış, lüzum gördüğü diğer yapıları da genişlettirmiştir. II. Mahmut, Topkapı Sahilsarayı'ndan başka, Beylerbeyi ve Çırağan bahçelerinde Batı tarzında iki büyük saray yaptırmıştır. Bu devirlerde Yeni Saray (Topkapı Sarayı) fiilen olmasa bile, terkedilmiş sayılırdı. Beylerbeyi'ndeki saray, Ortaköy'deki mermer sütunlu Çırağan, eski Beşiktaş Sarayı ile Dolmabahçe'deki kasırlar II. Mahmut'un mevsimlere göre değişen ikametgâhlarıydı. Abdülmecit de babası gibi Yeni Saray'a fazla itibar etmemekteydi, orada yalnızca kış mevsiminde bir kaç ay kalıyordu. Kırkı aşkın çocuğunun neredeyse tamamı Boğaziçi saraylarında dünyaya gelmiştir.
Abdülmecit, eski Beşiktaş Sarayı'nda bir süre oturduktan sonra, şimdiye kadar tercih edilen klasik saraylar yerine, ikamet, sayfiye, misafir kabul ve ağırlama, devlet işlerini yürütme amacıyla, Avrupai plan ve üslupta bir sarayın inşaatına karar verdi. Abdülmecit, diğer şehzadeler gibi köklü bir eğitim görmemesine rağmen, Batı'ya dönük bir sultandı. Batı müziğini ve batı üslubuyla yaşamayı seven padişah, anlaşabilecek kadar da Fransızca biliyordu.


Günümüzdeki Dolmabahçe Sarayı'nın yerinde bulunan köşklerin, 200 yıl kadar önce denizden kazanılmış toprağın tekrar ortaya çıkarılması için yıkımının kesin olarak hangi tarihte başladığına dair bir bilgi yoktur. 1842'de sarayın yerinde olduğu ve bu tarihten sonra yeni sarayın inşaatına başlandığı tahmin edilmektedir. Bununla birlikte bu tarihlerde inşaat arazisinin genişletilmesi için çevredeki tarla ve mezarlıkların satın alınarak istimlak edildiği belirtilir. İnşaat bitim tarihi için çeşitli kaynaklar değişik tarihler vermektedir. Ancak, 1853 yılı sonunda saray inşaatını gezen bir Fransızın anlattıklarından, sarayın hâlen süslemelerinin yapıldığını, mobilyaların henüz yerleştirilmediğini anlamaktayız
Dolmabahçe Palace (Turkish: Dolmabahçe Sarayı) located in the Beşiktaş district of Istanbul, Turkey, on the European coastline of the Bosphorus strait, served as the main administrative center of the Ottoman Empire from 1856 to 1922, apart from a 22-year interval (1887–1909) in which Yıldız Palace was used.


Dolmabahçe Palace was ordered by the Empire's 31st Sultan, Abdülmecid I, and built between the years 1843 and 1856. Hacı Said Ağa was responsible for the construction works, while the project was realized by architects Garabet Balyan, his son Nigoğayos Balyan and Evanis Kalfa (members of the Balyan family of Ottoman court architects.) The construction cost five million Ottoman mecidiye gold coins, the equivalent of 35 tonnes of gold. Fourteen tonnes of gold in the form of gold leaf were used to gild the ceilings of the 45,000 square metre monoblock palace, which stands on an area of 110,000 m²
The design contains eclectic elements from the Baroque, Rococo and Neoclassical styles, blended with traditional Ottoman architecture to create a new synthesis. The palace layout and décor reflect the increasing influence of European styles and standards on Ottoman culture and art during the Tanzimat period. Functionally, on the other hand, it retains elements of traditional Ottoman palace life, and also features of traditional Turkish homes. It is the largest palace in Turkey, considering that the area of the monoblock building occupies 45,000 m². Previously, the Sultan and his family had lived at the Topkapı Palace, but as Topkapı was lacking in up-to-date luxury and style, Abdülmecid decided to build the Dolmabahçe Palace near the site of the former Beşiktaş Palace on the Bosporus, which was demolished. Whereas the Topkapı has exquisite examples of Iznik tiles and Ottoman carving, the Dolmabahçe palace contains much gold and crystal. Tourists are free to wander Topkapı at their leisure, while the only way to see the interior of Dolmabahçe is with a guided tour.


Dolmabahçe Palace was home to six Sultans from 1856, when it was first inhabited, up until the abolition of the Caliphate in 1924: The last royal to live here was Caliph Abdülmecid Efendi. A law that went into effect on March 3, 1924 transferred the ownership of the palace to the national heritage of the new Turkish Republic. Mustafa Kemal Atatürk, the founder and first President of the Republic of Turkey, used the palace as a presidential residence during the summers and enacted some of his most important works here. Atatürk spent the last days of his medical treatment in this palace, where he died on November 10, 1938.
The world's largest Bohemian crystal chandelier is in the center hall. The chandelier, a gift from Queen Victoria, has 750 lamps and weighs 4.5 tonnes. Dolmabahçe has the largest collection of Bohemian and Baccarat crystal chandeliers in the world, and one of the great staircases has bannisters of Baccarat crystal.


The site of Dolmabahçe was originally a bay on the Bosporus which was reclaimed gradually during the 18th century to become an imperial garden, much appreciated by the Ottoman sultans; it is from this garden that the name Dolmabahçe (Filled-in Garden) comes from the Turkish dolma meaning "filled" and bahçe meaning "garden." Various summer palaces were built here during the 18th and 19th centuries.
Origin Wikipedia ...

Visitors

Flag Counter

Follow on FaceBook

Google+ Badge